|
|
|
![]() |
|
|
TARİHSEL GELİŞİM SÜRECİNDE ERCÎŞ'DEKİ KÜLTÜREL MİRAS Yazı: Bünyamin KARA Sanat Tarihi Bilim Uzmanı Fotoğraflar:Ali DAĞER
Kültür bir süreçtir. Bu süreç içerisinde insanlar devamlı değişim geçirirler insanların ürettiği eserler bu değişimler içerisinde anlam kazanır. Bir insan topluluğunu millet yapan elemanların basında o milletin kültürü gelir. Kültüründe önemli bir bölümünü o milletin geçmişte yaptığı eserler oluşturur. Geçmişten günümüze kalan bu eserler, milletin bireylerini ortak bir düşünceye daha önemlisi ortak bir bağa yöneltir. Kültürel yönden oldukça şanslı olan Anadolu bulunduğu coğrafi konum nedeni ile tarihte birçok medeniyete beşiklik etmiş kültür merkezi niteliğindedir. Bu tarih seyri içerisinde Van ve çevresi tarihi ve mistik konumu ile çeşitli medeniyetlere ( Urartu, Med, Pers, Emevi, Abbasi, Selçuklu, Karakoyunlu, Osmanlı) ev sahipliği yapmış önemli yurt köşesidir. Bu medeniyetlerden günümüze kadar, sanki tarihe ve acımasız insanlara meydan okurcasına dimdik ayakta kalabilen taşınmaz kültür varlıklarımızın büyük bir kısmı da Erciş'imiz de bulunmaktadır. Bunlardan biri olan;
KADEM PAŞA HATUN TÜRBESÎ Türbe; Van-Erciş karayolunun Karataşlar mevkisinde yer almaktadır. Üzerinde bulunan üç satırlık kitabeye göre Karakoyunlu Cihan Şah zamanında Karayusufun hanımı Kadem Paşa Hatun ve oğulları; Emir Ali Yar, Şah Mustafa, Şah Sevik ve ŞakH Ali için 1453 (H. 863) tarihinde yapılmıştır. Banisi ise Emir Rüstem dir.1Türbe iki katlı olarak tasarlanmıştır. Yapının alt katı, yani mumyalığı (KriptaCenazelik) kare planlı olup beşik tonoz örtülüdür. Buraya doğu cepheden açılan ve bugün toprak seviyesinden aşağıda bulunan basit bir kapı ile girilmektedir.
Aynı zamanda batı duvarda açılan mazgal pencere ile içeri aydınlatılmıştır olup, hava skilasyonu sağlanmaktadır.' Aslanapa Oktay: "Doğu Anadolu da Karakoyunlu Kümbetleri" Yıllık Araştırma Dergisi I, Ankara 1957. Türbenin üst katı yani gövdesi; dıştan onikigen içten ise silindiriktir. üst örtü içten kubbe dıştan ise piramidal külah örtülüdür. Gövde kısmında; kuzeye bakan cepheye yuvarlak silme, diğer yüzeylerine de içbükey Silmelerden oluşan birer dikdörtgen çerçeve işlenmiştir. Bu çerçevelerin içlerinde kuzey cephede giriş kapışı, diğer anayönlerde pencere aralarda kalan kenarlara ise niş yerleştirilmiştir.
Türbenin ikinci kat giriş kapışma kuzey cepheden altı basamaklı taş merdivenle çıkılmaktadır.
Kademeleşme yapmayan sivri kemer formlu kapı etrafı silmelerle çevrelenmiştir. Düz atkı taşlı pencerelerin etrafı, geometrik süsleme şeridi ve burmalı silmelerle çevrilmiştir.
Yapıda süsleme olarak bitkisel ve geometrik öğeler ağırlıktadır. Geometrik süsleme pencere üstlerinde yer almaktadır. Birer levha içerisinde yer alan süsleme sekizgen ve sekizgenleri birbirine bağlayan beşgenlerden meydana gelmektedir. Bu sekizgenlerin merkezinde birer gül bezek ve onun dışında sekiz kollu yıldızlar yer almaktadır.
Giriş kapışı üzerindeki sivri kemerde iki rumi ve bir palmet ile bunların saplannın geometrik dekarosyonu göze çarpmaktadır. Yine güney ve batı pencereleri üzerinde rumi ve sapları iki yarım daire şekli oluşturmuştur. Türbenin gövde kısmında, doğu, batı, güney pencere alınlıklarında rozetler yer almaktadır. Rozetler merkezinde gülbezek ve etrafında geometrik formlu bir bezemeye sahiptirler. Figürlü bezemenin yer almadığı türbenin üst örtüşü piramidal külahtır. Külahın pabuç kısmı gövde nişlerine denk gelecek şekilde on iki kaval silme ile bezeli olup ve bu silmelerin iki bölümlü yatay hatlarla birer kemer formu oluşturacak şekilde oluşturulmuştur. Kadem Paşa Hatim Türbesi, onikigen gövdeli piramidal örtüşü ile Anadolu'da gördüğümüz türbe mimarisinin devamı olması açısmdan önemlidir
îşte çok önemli niteliği olan bu eserlerimiz bilinçsizlik ve sahipsizlik yüzünden tahrip olmaktadır. Biz biliyoruz ki bir kişinin tanınması kimliği ile olur, işte bu eserlerde bizim kimliğimiz, kültürümüzdür. Bizim geçmişle bağlarımızı kuran, geçmişi tanıyıp geleceğe hazırlıklı olmamızı sağlayan önemli belgelerdir, ingiliz anıtların korunmasında önemli kişilerinden biri olan William Morris bu konuda şunları söylemektedir. " Eski yapılar yalnız bize ait değildir. Onlar önce atalarımıza aitti ve eğer bizler ihanet etmesek gelecekte torunlarımıza ait olacaktır. Onları istediğimiz gibi kullanabileceğimiz mallar olarak görmemeliyiz. Bizler gelecek nesiller için bunları korumaya memur kimseleriz. Demektedir. Her şey milletimiz ve yaşanılabilinir bir Erciş için. Saygılarımla.
|
|